© Ne Haber Kıbrıs

MİLLETİN HAYSİYET GÜNÜ – 20 OCAK

20 Ocak; takvimin içinde değil, adeta takvimin üstünde duran bir tarihtir. Her gün tarih olmaz, her tarih bir güne sığıp yaşayamaz.

20 Ocak; zamanın içinde donmuş bir feryat, milletin bağrına çekilmiş kanlı bir çizgidir. Bu çizgi çekildiği günden beri bizi hem geçmişe bağlar hem de geleceğe taşır. Yıllar geçer; ancak 1990 yılının o gecesi — Bakü’nün üzerine çöken karanlık, “otomatik” düzene alınmış ölüm makinelerinin silah sesleri, tank paletlerinin geceyi yarıp geçişi — hafızalardan silinmez. Ve silinmemelidir!

Biz artık 20 Ocak’ı bir facianın ötesinde, milli uyanışın haysiyet merhalesi olarak tanıyoruz. Kendini, sözünü ve gördüğünü tanıyan bir millet, tarihini de tanır. Bugün bu bakış daha da nettir: Zafer’den sonra 20 Ocak, bağımsızlığın yeniden kazanılmasına giden yolun en ağır, en kanlı basamağı olarak görülmektedir.

1990 yılı 19 Ocak’ı 20 Ocak’a bağlayan gece, Sovyet emperyalizminin Bakü’ye sevk ettiği ordu; kadın, çocuk, yaşlı demeden sivillere ateş açtı. Amaç sokakları kontrol altına almaktan çok daha fazlasıydı: milletin iradesini kırmak, özgürlük arzusunu boğmak. Ancak tarih bir kez daha gösterdi ki, kurşun milli iradeyi öldüremez.
Bu geceden sonra imparatorluk, Azerbaycan’daki manevi ve siyasi dayanaklarını kaybetti. Milletin korkusu yok oldu; korkunun yerini öfke, öfkenin yerini ise milli şuur aldı. Yani 20 Ocak, korkunun öldüğü gündür.

Ara not:
20 Ocak’ın doğurduğu sonuçlar yalnızca Azerbaycan’la sınırlı kalmadı. SSCB’den ayrılan cumhuriyetlerin bağımsızlık tarihinde 20 Ocak şehitlerinin kan hakkı vardır. Kazakistan’daki Jeltoksan olaylarında şehit olan Kazak kardeşlerimizin, Tiflis’teki “kanlı pazar”da hayatını kaybeden Gürcü komşularımızın kaderi, aynı manevi-siyasi zincirin halkalarıdır. Bununla birlikte, olayın kapsamı, nedenleri ve sonuçları bakımından 20 Ocak, SSCB’nin doğrudan ölüm çanı oldu.
1990 yılında bu şanlı tarih Bakü’de yazıldı; ondan 30 yıl sonra ise 44 günlük savaşla Türk dünyası birliğinin kaçınılmazlığı teyit edildi. 2020’de Şuşa’ya, 2023’te Hankendi’ye ve Hocalı’ya dikilen bayrağımız Turan illerine selam gönderdi.
Muhacir istiklalci şairimiz Almas Yıldırım’ın Anadolu’dan bu yana yankılanan dizeleri ne kadar da etkileyiciydi:
“Selam versem rüzgâr alıp götürse,
Ağrı Dağı’ndan Alagöz’e ötürse,
Kür sesimi gök Hazar’a yetirse,
Hazar coşup zincirini kırsa, hey!..
Azerbaycan, benim eşsiz yurdum, hey!
Ölümsüz sevgim, içimdeki derdim, hey!”

Bu selamlar Hazar’ı aşarak Türkistan’a ulaştığı gibi, Şuşa’dan, Hankendi’den, Hocalı’dan kanatlanan mukaddes bayraklı selamlarımız da Turan’a erişti.
(Ara notun sonu)

20 Ocak’tan hemen sonra Moskova’da açık bir duruş sergileyen Ümummilli Lider Haydar Aliyev, halkın sesi oldu; tesellisi ve umudu oldu. 21 Ocak’ta yaptığı açıklama yalnızca siyasi bir itiraz değildi; bu, milli vicdanın kürsüsüydü. İşte bu duruş, daha sonra 20 Ocak’a devlet düzeyinde siyasi ve hukuki değerlendirme yapılmasının ideolojik temelini oluşturdu.
1994 yılında Milli Meclis kararıyla 20 Ocak olayları, Azerbaycan halkına karşı işlenmiş askeri saldırı ve suç olarak tanındı. Bu karar, faciayı tarihten silmek isteyenlere verilen siyasi ve manevi bir cevaptı. En büyük cevap ise yetmiş yıl sonra yeniden tesis edilen devlet bağımsızlığımızın korunması, güçlendirilmesi ve toprak bütünlüğümüz ile egemenliğimizin tam olarak sağlanması oldu.
20 Ocak’ın şehitlik ve şanlı direniş mektebi; 2020’de Şuşa’da, 2023’te Hankendi’de dalgalanan bayrakta ve tam egemenliğin tesisinde en yüce anlamına ulaştı. Muzaffer Başkomutan İlham Aliyev, baba vasiyetini yerine getirmenin duygulu sözlerini ve Şuşa’nın kurtuluş müjdesini Şehitler Hiyabanı’ndan halka hitaben dile getirdi. Bu, zamanın kendi adaletini yerine getirmesinin somut bir tezahürüydü.
Şehitler Hiyabanı’nda yanan Ebedî Meşale, gelecek nesillere verilmiş bir yemin ve vasiyettir. Devletin bu hafızaya gösterdiği ilgi, şehit aileleri ve 20 Ocak gazilerine yönelik sosyal politikalar; tarihi hafızanın canlı tutulmasının pratik ifadesidir.
O soğuk, o kanlı gecede şehadet şerbeti içenler, bugün galip bir devletin manevi sütunlarını inşa ettiler. Özgürlüğün verilmediğini, kazanıldığını; bu kazanımın bedeli ağır olsa bile milli haysiyetin yüceltilmesinin ne denli onurlu bir sorumluluk olduğunu 20 Ocak bize öğretti.
20 Ocak, Ulusal Yas Günü’dür. Ancak bu yasın içinde sarsılmaz bir gurur vardır. O gurur, geleceğin vicdanına seslenir: Biz kırılmadık, boyun eğmedik, özgür olduk!
Şairin dediği gibi:
“Özgürlük sana merhem, bana derman Azerbaycan!”
Özgürlüğe yürüyüşümüz hayırla sonuçlandı.

Geliniz, şehit şair Ülvi Bünyadzade’nin dillere destan AND’ını hatırlayalım:
“Ben, Bünyadzade Ülvi Yusuf oğlu, hayatımda ilk ve son kez vicdanım huzurunda yemin ederim;
bir ilin, bir milletin adını temsil ettiğimi asla unutmayacağım;
Azerbaycan toprağımın onur ve haysiyetle yoğrulmuş adını mukaddes bilecek, bu ada leke sürmek isteyen her unsura karşı duracağım;
Azerbaycanlı varlığıma, vicdanıma, ülküme, asaletime, damarlarımda akan Azerbaycanlı kanına layık bir evlat olacağım; korkaklığı, alçaklığı, dalkavukluğu kendime yaklaştırmayacak, ne pahasına olursa olsun Azerbaycanlı ‘ben’imi ispat edeceğim. Eğer sözümden dönersem, anamın sütü, elimin ekmeği bana haram olsun; vatan yüzü görmeyeyim.”
(10.09.1989)

Bu da şehit Milli Kahramanımız Mübariz İbrahimov’un son mektubudur:
“Canım babam ve annem,
Benim için üzülmeyin. İnşallah cennette görüşeceğiz. Benim için bol bol dua edin. Vatanın zor gününde artık yüreğim dayanmıyor. Allah rızası için bunu yapmalıyım. En azından içim ferahlar. Şehit olana kadar bu şerefsizlerin üzerine gideceğim. Şehit olursam ağlamayın; aksine sevinin ki o mertebeye ulaştım. İbadetlerinizi eksiksiz yerine getirin. Çokça sadaka verin. Seyyid torunu olarak bunu yapmalıyım. Allah büyüktür. Vatan sağ olsun. 
Oğlunuz Mübariz. 
Hakkınızı helal edin.”
(2010)

1990… 2010… 2020…
Yemin… Mektup… Zafer!..

Muzaffer Başkomutan, bütün yeminleri ve mektupları bir Zafer mirasına dönüştürdü; bütün ahları ve matem günlerini tarihi zaferlerle taçlandırdı:
“Bizim Zaferimiz, elbette ki halkımız ve devletimiz için en büyük nimettir.”

Şehitler ölmedi, Vatan bölünmedi!

DEVLETİMİZ ZEVAL GÖRMESİN!

Ekber GOŞALI

 

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER