Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, yaptığı paylaşımda 2017 Crans Montana sürecinin ardından Türkiye’nin federasyon tezinden uzaklaştığını, 2020’de Ersin Tatar’ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte Türk tarafının resmi tezinin “artık federasyon görüşmeyeceğiz, egemen eşitlik temelinde görüşmeler yapabiliriz” şeklinde şekillendiğini ifade etti.
Arıklı, bu yaklaşımın 5 yıl boyunca sürdüğünü belirterek, o dönemde kendisinin de “Bu tezin altı süratle doldurulmalı. Bu tez lafta kalmamalı. Diplomatik kanallardan dünyaya anlatılmalı. Yoksa süreç bizi 1998’e geri götürür” dediğini aktardı.
Konunun daha iyi anlaşılması için 31 Ağustos 1998’e gidilmesi gerektiğini ifade eden Arıklı, dönemin gelişmelerini şu şekilde özetledi:
O gün Denktaş’ın düzenlediği basın toplantısında dönemin Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in de bulunduğunu, Cem’in aynı kürsüde yer almasının Türkiye’nin desteğinin sembolü olduğunu belirten Arıklı, önerinin özünü şöyle sıraladı:
- Federasyon yerine iki egemen devletin oluşturacağı bir konfederasyon kurulması
- Rum ve Türk tarafının birbirini siyasi olarak eşit kabul etmesi
- Türkiye ve Yunanistan’ın garantör olmaya devam etmesi
- AB üyeliğinin iki tarafın ortak kararıyla gündeme gelmesi
- Müzakerelerin başlangıç noktasının “iki ayrı devlet” olması
Arıklı, daha sonra yaşanan gelişmeleri ise şöyle hatırlattı:
- 1999 Helsinki Zirvesi sonrası Kıbrıs’ın AB üyelik sürecinin hızlanması
- BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın yeni çözüm girişimi başlatması
- 2002’de Annan Planı’nın masaya gelmesi
- Görüşmelerin yeniden federasyon temelinde yürütülmesi
- 2004 referandumuna kadar sürecin bu eksende ilerlemesi
Arıklı, bu süreçle birlikte 1998’de ilan edilen “konfederasyon” politikasının birkaç yıl içinde yerini BM’nin iki toplumlu, iki bölgeli federasyon modeline bıraktığını kaydeden Arıklı, bugün ise benzer tartışmaların yeniden gündeme geldiğini ifade etti.
BM mutfağında yeni bir süreç hazırlığı yapıldığını, Avrupa Birliği’nin Rumlar lehine yoğun lobi yürüttüğünü ve Türk Devletleri Teşkilatı’nda bile Rumlar lehine boşluklar oluştuğunu kaydeden Arıklı, kamuoyuna da bazı bilgilerin sızdırıldığını belirtti.
Arıklı, sızan iddialar arasında Maraş ve Güzelyurt’un tamamının, Mesarya’nın bir bölümünün Rumlara verilmesi karşılığında Kuzey’in AB’ye alınması, ayrıca garantilerin kaldırılarak yerine NATO’nun getirilmesi gibi başlıkların yer aldığını ifade etti.
Türk tarafından bu iddialara yönelik herhangi bir yalanlama yapılmadığını, aksine BM çabalarına destek verildiğini söyleyen Arıklı, “Ne oluyoruz? Yine bir dejavu mu yaşayacağız? 1998’e geri mi döneceğiz acaba?” ifadelerini kullandı.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.