Türkiye’nin, Güney Kıbrıs’ta dün yapılan AB üyesi ülkelerin parlamentolarının AB İşleri Komitesi Başkanları Toplantısı’na (COSAC) temsilci göndermediği bildirildi.
Fileleftheros gazetesi, dünkü COSAC toplantısının, Türkiye'nin Güney Kıbrıs’ın AB Konseyi Dönem Başkanlığı çerçevesinde düzenlenecek Avrupa toplantılarına katılımına ilişkin niyetini netleştirmek için "önemli bir fırsat" olduğunu savunarak; ancak yapılan davete rağmen katılmamayı tercih ettiğini yazdı.
Gazete, Güney Kıbrıs’ın hem Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı nisan ayındaki gayri resmi Avrupa Konseyi toplantısına, hem de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ı gayri resmi Dışişleri Konseyi toplantısına davet etmeyi planladığını; ancak ne Erdoğan’ın ne de Fidan’ın bu davetlere olumlu yanıt verme niyetinde olduğunu iddia etti.
Habere göre COSAC toplantısının açılışında konuşan Meclis Başkanı Annita Dimitriu, milletvekillerinin AB Konseyi Başkanlığı aracılığıyla, bloğu güçlü bir birliğe doğru yönlendiren kanalları şekillendirme fırsatına sahip olduklarını ve bu birliğin, vatandaşlarının ve gelecek nesillerin yararına hareket edebilen, barış, istikrar ve güvenliği garanti eden bir birlik olacağını kaydetti.
Dimitriu, AB Dönem Başkanlığı’nın AB’yi Güney Kıbrıs'a, Güney Kıbrıs'ı da AB’ye yaklaştırdığını, aradaki coğrafi mesafeyi kapattığını ve AB’nin Doğu Akdeniz'e olan yakınlığı ile bölgedeki aktif katılımın önemini tanıma fırsatı sunduğunu ifade etti.
Habere göre Dimitriu, global sahnede yeni bir gerçeklik ve yeni bir güvenlik ortamına işaret ederek, kurallara dayalı uluslararası düzenin baskı altında olduğu, çok taraflı yaklaşımın sorgulandığı, güvenlik ve demokrasiye karşı yeni hibrit tehditlerin ortaya çıktığı ve enerji güvensizliğinin, iklim değişikliğinin ve sığınmacı akışının etkisinin hızlandığını belirtti.
Dimitriu, tüm bu zorlukların ve tehditlerin, AB'nin barış, güvenlik ve uluslararası iş birliğine yönelik ortak taahhüdüne uygun olarak etkili bir şekilde hareket edebilmek ve ilgili kalabilmesini sağlamak için stratejik şeffaflık, tutarlılık ve koordineli kolektif eylem gerektiğinin altını çizdi.
Gazete, Rum Meclisi Dış İlişkiler ve Avrupa İşleri Komitesi Başkanı Haris Yeorgiadis’in ise, COSAC toplantısının ve AB Dönem Başkanlığı’nın, “tahriklerle dolu bir dönemde” gerçekleştiğine işaret ederek, AB'nin gerçek bir jeopolitik güç haline getirilmesine odaklanmak gerektiğini vurguladı.
Yeorgiadis, güçlü ve rekabetçi bir ekonomi olmadan hiçbir şey olamayacağı için, Avrupa’nın ekonomiden başlayarak canlanma sürecine girmesine ihtiyaç olduğunu kaydetti.
AB'YE ADAY STATÜSÜNDE BULUNAN ÜLKELERDEN DESTEK TALEBİ
Gazete, bir diğer haberinde ise COSAC toplantısına katılan AB’ye aday statüsündeki ülkelerin, Güney Kıbrıs’tan bu süreçte destek vermesi talebinde bulunduklarını yazdı.
Habere göre Rum Avrupa İşleri Müsteşarı Marilena Rauna, Arnavutluk, Moldova, Sırbistan, Ukrayna ve Karadağ’ın destek talebine olumlu yanıt vererek, AB’ye üyelik sürecinin zahmetli ve inişli çıkışlı olduğunu söyledi.
Rauna, konuşmasında Güney Kıbrıs’ın AB Konseyi Dönem Başkanlığı’nın önceliklerini sunarak, milletvekillerinin varlığının sembolik olmadığını ve AB için “temel bir gerçeği” yansıttığını kaydetti.
Habere göre Rauna, Avrupa entegrasyonunun sadece Brüksel'de değil, aynı zamanda ulusal parlamentolar, demokratik denetim ve vatandaşın güveni aracılığıyla da ilerlediğini belirtti.
Rauna, Güney Kıbrıs'ın, gerçek ve dürüst bir arabulucu olarak liderlik etmeye, koordinasyon sağlamaya, müzakere etmeye, farklılıkları gidermeye ve Avrupa gündemini ilerletecek çözümlerle uzlaşılar oluşturmaya hazır olduğunu söyledi.
Dönem başkanlığının belirleyici bir anda başladığını belirten Rauna, Avrupa’nın hızla değişen jeopolitik ve jeoekonomik bir manzarayla karşı karşıya olduğunu, savaşların yaşandığını, stratejik bağımlılıkların silaha dönüştürüldüğünü ve iklim değişikliği, göç baskıları ve teknolojik gelişmelerin toplumları yeniden şekillendirdiğini kaydetti.
Habere göre Rauna, Güney Kıbrıs’ın AB Konseyi Dönem Başkanlığı’ndaki önceliklerinin beş temel ilkesinin de güvenlik, savunma ve hazırlık yoluyla özerklik, rekabet yoluyla özerklik, dünyaya açık bir birlik ve değerler birliği olduğunu ifade etti.
Gazete, Rauna’nın dönem başkanlığı sürecinde SAFE mekanizması kapsamında kararlaştırılacak ilk projenin başlatılacağını ve çok önemli bir askeri hareketlilik paketinin de masada olduğunu söylediğini yazdı.
Rauna, bunu teşvik etmenin, birkaç yıl içinde AB'de “askeri bir Schengen”den bahsedebilecekleri anlamına geldiğini kaydetti.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.